Yapay zeka insan kaynaklarının gerçek değerini nasıl ortaya çıkaracak? | Eda Akkurt ile #SadeceİK

Yapay zeka insan kaynaklarının gerçek değerini nasıl ortaya çıkaracak? | Eda Akkurt ile #SadeceİK

Bu bölümde, 24 yıllık deneyimiyle İK’nın yıllardır “destek birimi” olarak görülen yapısından, stratejik bir fonksiyona dönüşümüne bizzat tanıklık etmiş Eda Akkurt’dan, yapay zekanın İnsan Kaynaklarının gerçek değerini nasıl ortaya çıkaracağını dinliyoruz.

İK hep destek birimi olarak görülmüştür. Bu aslında kaçınılmazdır. Destek birim denildiğinde, birçok şirkette İK; sadece bordro yapan, özlük işlemlerini yürüten, maaş ödeyen ve yasal gereklilikleri yerine getiren bir departman gibi konumlandırılır. Hala da çoğu yerde durum böyledir.

Hatta bazı orta ölçekli şirketlerde İnsan Kaynaklarını muhasebenin ya da mali işler grubunun altında konumlanmış görürsünüz. Bunun temel nedeni maliyet kontrolüdür. Personel giderlerini kontrol altında tutma yaklaşımı, İK’nın bu şekilde yapılandırılmasına neden olmuştur.

Ancak bu yaklaşım son derece yanlıştır. Çünkü İK’nın bu kadar “destek birimi” olarak görülmesi, onu operasyonun içine gömer. Bizim “kağıt kürek işleri” dediğimiz süreçlere fazlasıyla zaman harcamasına neden olur.

İşte tam bu noktada yapay zeka (AI) çok kritik bir rol oynuyor.

Yapay zekanın İK’ya en büyük katkısı, bu operasyon yükünü İK’nın üzerinden alabilmesidir. Zaman alan birçok süreci yapay zeka ile otomatikleştirmek mümkün.

CV taramadan mülakat tekniklerinin geliştirilmesine, performans yönetim sistemlerinde istatistiksel ve anlamlı raporlamalar alınmasına kadar; saatlerce Excel, Word ya da farklı MS Office programları üzerinde yapılan veri analizleri, raporlamalar ve takip süreçleri artık yapay zeka ile çok daha hızlı ve verimli şekilde yapılabiliyor.

Bu yüzden ben İK profesyonellerine şunu söylüyorum: Gelin, bunu öğrenelim. Yapay zekayı nasıl kullanmamız gerektiğini ve süreçlerimize nasıl entegrasyon sağlamamız gerektiğini birlikte keşfedelim. Odaklanmamız gereken yer tam olarak burası.

Bu entegrasyonu doğru yapabildiğimizde; veri analizleri, raporlamalar ve İK’nın el oyalayıcı operasyonel süreçleri çok daha verimli ve hızlı hale gelir.

Ve işte o zaman İK, stratejik rolüne geri döner.

“Soft HR” dediğimiz; kültür, yetenek, gelişim ve çalışan deneyimi tarafında, yönetim ile çalışan arasında köprü görevini çok daha etkili ve etkin yapmaya başlar.

İnsan Kaynakları ancak bu şekilde, hak ettiği gerçek değeri kazanmaya başlar.

Eda Akkurt | İK ve Yönetim Danışmanı